Sinirlerinizi ve sınırlarınızı koruyun!


Gerek eşinize karşı gerekse ve özellikle çocuğunuza karşı heyheyleriniz sürekli üzerinizde mi?

Atmosferdeki ses duvarını aşan uçakların korkunç patlamalara neden oldukları gibi evde siz de tahammül duvarınızı mı aşıyorsunuz?

Bu nedenle de gücünüz ona yettiği için basit nedenlerden ötürü dahi olsa dönüp dolaşıp çocuğunuza mı patlıyorsunuz?

Cinleriniz bir türlü tepenizden inmiyor mu?

O zaman ilk önce yapmanız gereken şey, dünya ile irtibatınızı koparmak olsun.

Nasıl mı?

Yazılısı ile görüntülüsü ile, seslisi ile sessizi ile…

Medya kaynaklarından elinizi eteğinizi çekmelisiniz.

Ülkemizin ya da dünyamızın günlük gidişatına dair ne varsa, ilgi alanınızdan dışlamalısınız.

Bütün dizilerle, filmlerle, bağınızı kesip koparmalısınız.

Çünkü;

Anlaşılan o ki sizin dayanma gücünüz ve ruh haliniz, istemediğiniz gelişmelerin ve olumsuzlukların önüne geçmeniz konusunda yetersiz kalıyor.

Hiç merak etmeyin ki dünyada değişen bir şey yok.

Ne açların doyurulmasına, ne göçlerin önlenmesine…

Ne yoksulların sürünmesine, ne evsizlerin barınmasına katkınız olabiliyor…

Ne her gün okumaktan, duymaktan, görmekten yüreğimizin kavrulduğu şiddet gören eşlerin acısını dindirmeye, ne boşanan aileleri birleştirmeye, ne de insanların göz yaşlarını dindirmeye bir etkiniz oluyor…

Ne tütmeyen bacaların tütmesine, ne kurulamayan sofraların kurulmasına,

Ne her saniye bam telinizi titreten dizilerdeki o dakika başı şiddet dolu sahnelerin azalmasına, ne filmlerde durmadan patlayan ve geceleri rüyalarınıza giren silahların susmasına… Sizin hiçbir olumlu katkınızın olmadığı belli.

Boşuna yoruyorsunuz sinirlerinizi.

Çünkü bütün bunları görmeniz, izlemeniz, işitmeniz; sizi hayata bağlayan kılcal damarlarınızın her birini, her gün koparmaktadır.

Ne diyorsun hocam… Duyarsızlaşayım mı? Hislerimi mi yok edeyim?

Nerede kaldı merhamet… Vicdan… Empati…  İç dinamikler?

Bilirsiniz özellikle kimi siyasilerde gördüğümüz gibi bazı insanlar;

Zıt fikirlere, farklı görüşlere, kendilerine aykırı gelen görüşlere, analizlere katlanamazlar ve anında tepkiselleşirler ve arzu edilmeyen olaylara neden olabilirler. Bazen Mecliste izliyoruz.

Aynı bunun gibi…

Bazı insanların ruhları günlük hayatta her gün yaşanmakta olan zıtlıkları yani yan yana, iç içe, peş peşe, ard arda gördükleri, duydukları, izledikleri ve okudukları acıları…

Açları tokları, neşeleri korkuları, cimrileri cömertleri…

Ağlayanları gülenleri, ezenleri ezilenleri, kahrolanları horon tepenleri, ölenleri öldürenleri…

Duymaya, görmeye, izlemeye ve okumaya dayanamaz.

Böylece yaşadığı ortamdaki en ufak bir can sıkıcı duruma… Eşinin yan bakışına…

Çocuğunun laf kakışına diklenir.

Özetle bu yüzden önem verdiklerinize ve önceliklerinize dikkat edin ve onları tekrar sıralamaya tabi tutun.

Yapmanız gereken:

Duygu durumunuza göre…

Duygusal dengenize göre…

Haleti ruhaniyetinize göre…

Çevrenizdeki ve dünyadaki gidişata, olup bitene pek kulak kabartmamanızdır.

Duyarlılığınızı ve duygusallığınızı yitirmemek adına evde “sevdiklerinizi” yitirmemeniz dileği ile…

Yaşar Kuru

————


Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

Kapat

Send this to a friend