Mükemmeliyetçilik, psikolojik bulaşıcılık taşır


Mükemmeliyetçilik, psikolojik bulaşıcılık taşır.

Mükemmeliyetçi ebeveynlerin, mükemmeliyetçiliği yaşam tarzı haline getirmeye çalışan çocukları olur genellikle.

Eğer çocuk, ebeveynine karşı tepkiselleşebilmiş ya da kendi olmayı başarabilmişse, o zaman aidiyet ilişkisinden kopar.

Anne-babasını eleştirir, “Hiçbir şeyden memnun değiller.” diyerek onları reddeder. “Ne yaparsam yapayım onlara bir türlü yaranamadım.” diye serzenişte bulunur her fırsatta. Ve tüm bunların her biri aidiyet oluşumunu engeller.

Zirvesi olmayan bir şeyin tepesine doğru çıkmaya çalışmak, her zaman baş döndürür. Dolayısıyla bir yerde durmak, orada karar kılmak zorundadır insan.

Ebeveynler bundan dolayı çocuklarına mükemmeliyetçiliği değil, elindekilerle memnun ve mutlu olmayı, kanaat etmeyi öğretmelidir öncelikle.

Mükemmeliyetçilik mevki edinme, kendini sunma, değer görme çabası gibi ruhsal dürtülerle gerçekleşir.

Çok eleştirilen çocuklar, ebeveyn olduklarında yeni eleştiriler almamak için her şeyi mükemmel şekilde yapmaya çalışırlar.

Gerekliliklerin yerine getirilmesi önemlidir elbette. Ama bunun motivasyonu eleştirilme korkusu değil, yapılan işin keyfi olmalıdır.

Mükemmeliyetçi kişi sürekli karşılık görmek ister.

Evini çok güzel dizayn ederek misafirlerini mükemmel şekilde ağırlayan kadının kendisi de aynı şekilde muamele görmek ister. Bu gerçekleşmediğinde ise büyük hayal kırıklığı yaşar.

Mükemmeliyetçiliğin bir amacı da görünmektir. Eğer kişi karşı taraftan aynı karşılığı alamıyorsa eşitsizlik çıkar ortaya.

Oysa insan beklentiler içinde karşıya yönelmemelidir. Koşulsuz, karşılık beklemeden bir çabanın içine girmelidir. Mükemmeliyetçilik ise bunun önüne geçen önemli engellerdendir.

Başkalarının gözünde değer görmeye çalışanlar, sürekli onay alma çabası içindedir. Halbuki yaratılış itibarıyla insan zaten çok değerlidir.

Kişi kendindeki değeri bırakıp başkasının gözünde değer görmeye çalışıyorsa zayıf bir ruh hali söz konusudur.

Dolayısıyla mükemmeliyetçi kişiler edilgendir. Başkalarına göre yaşarlar.

İnsan bu özellikleri kendinde gördüğünde hemen, “Ben ne yapıyorum?” diyerek yaşamını tamamen doğallığa çevirmelidir.

Mükemmeliyetçi atmosfer çocukta bazı davranış bozukluklarına sebep olur, kıskançlığı doğurur örneğin.

Anne-baba iki kardeşe de aynı oyuncaktan alır. Mükemmeliyetçi çocuk kardeşinin oyuncağıyla kendi oyuncağını kıyaslar hemen.

Kendi oyuncağında küçücük bir çizik olsa dahi onu belli etmeden kardeşine verir, kardeşininkini ise kendi alır. Bu minik davranışın temelinde de mükemmeliyetçilik vardır.

Mükemmeliyetçi biri, ihtiyaçları giderildiği halde tatmin olmaz, doyumsuzluk yaşar sürekli. Çünkü giderilen zaruretinin bir üst zemini vardır her zaman.

İnsan doyamayan bir varlıktır. Ruhun doyması fizik âleminde gerçekleşmez. Ruhun doyması gerekir öncelikle.

Mesela eşine duygusal yatırım yapan kadın, eğer hayat arkadaşını mükemmel bir sevgi verici olarak görmüyorsa (aslında öyle olmadığı halde), kendini yoksunluk, ilgisizlik içinde hissedebilir.

Oysa kişinin asıl kazancı, içinde bulunduğu anı değerlendirebilmektir. Eşlerin birlikte on dakika keyifli, kaliteli, doyumsanmış vakit geçirmesi, kadın ya da erkeğin kendini iyi hissedip mutlu olması için yeterlidir.

Yaşadığı anı değerlendirebilenler aidiyetlerini de pekiştirir üstelik.

 

Pedagog Adem Güneş


Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

Send this to a friend