“Benim Çocuğum Yemek seçmez”


Bizim bir abimiz var.
Çevremde gıda konusunu konuşabildiğim tek erkek diyebilirim.
Zira hemcinslerim;
“- OHAHAH DOMUZ MU VARMIŞ JELİBOM DA LAN! AHAHAH”
Kafasında olduğu için insanın ciddi bir durum anlatası gelmiyor.

Neyse…
Bir kızı var.
henüz küçük, 5-6 yaşında.
Hiç yemek yemiyormuş.
Sevmiyormuş yemeyi.
En sevdiği patates kızartmasından dahi 3 tane falan yiyormuş.

Hangi aile ister çocuğunun iştahsız olmasını?
Ne yaptılarsa olmamış.

Kapitalist sektör sağ olsun, Minicik zihinlere işlediği “kahraman” karakterlerin her bir haltını ürün olarak sunduğu için bu konuya da el atmış tabi.

Çok sevdiği bir karakter varmış kızının.
Kız çocuğu olanlar tahmin etmiştir;
Evet, Karlar Ülkesi filminin ELSA’sından bahsediyorum.

Abimiz düşünmüş ve demiş ki;
“ELSA’LI TABAK BARDAK ALIRSAM BELKİ YEMEK YER”
Tutmuş süs eşyası satan dükkanın yolunu.

Girmiş içeri ve istediği şeyi söyleyip beklemeye başlarken biri sormuş;
“Tabağı Ne Yapacaksınız, Kutlama mı var?”

Abimiz kızının yemek yemediğini, böyle bir düşüncesi olduğunu anlatmış kadına.

Arkasından başka bir kadın hemen müdahil olmuş konuya;
“Aaa…” demiş,

“Yoksa sizin Çin Tuzundan haberiniz yok mu!?. Benim çocuğum da yemiyordu yemek. Şimdi yaptığım her yemeğe ondan (MSG) ilave ediyorum hapır güpür yiyor” demiş…
Ballandıra ballandıra anlatmış…

Abimizin ağzı açık kalmış!
Çocuğa MSG Mİ!?
Vay be!
Harika bir annelik…Sahi,
Nasıl olur bir ANNE evladını bile bile kendi elleriyle ölüme götürebilir?

Nasıl olur da bir ANNE çocuğunun bütün tat alma yetisini henüz küçücük yaştayken sabote edebilir?

Bu çocuk büyüdüğünde bu kadının hiçbir yemeğini beğenmeyecek çünkü sentetik tatlandırıcıya onu kendisi bağımlı etti!

Sorgulamadan, araştırmadan, en ufak bir şüphe duymadan verdiği o madde ile çocuğu ileride obez olacak, erken ergenlik yaşayacak, tüm hormonları sapıtacak, belkide 13 yaşında, bir futbol maçında sahanın ortasında yığılıp kalacak…
Ve kalp krizi diyecekler!

Ama hiçbiri bilmeyecek asıl sorumlunun veya katilin “ANNE” olduğunu!

Kardeşler…
Bizim bu kadar kör olmamamız gerekiyor.
Çocuğunuzun boğazından geçen her lokmadan sorumlusunuz.
Uyuşturucu bağımlısı olmakla, yemek bağımlısı olmak arasında hiçbir fark yok buna emin olun.
Obeziteye zemin hazırlayarak Annelik, Babalık olmaz!

Çocuğunuz küçük yaşta kendisine yaptığınız bu “zulmü” anlamaz lâkin bunun hesabını Allah elbet sorar.

Şüpheniz olmasın.

MSG NEDİR?

MSG , Mono Sodyum Glutamat.(Çin tuzu) Yiyeceklere konunca tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu farketmiyor, hangi yiyeceğe konulursa tadının güzel olduğu algılanıyor. O yüzden üreticiler en berbat ürünlere bile dolduruyolar . Bunun zararlarının hepsi çok sayıda çalışmayla kanıtlanmış ve bununla ilgili bir rapor Dünya Sağlık Örgütüne sunulmuş durumda.

ZARARLARI: 
– Bu madde nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Yol açtığı hastalıklar merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalıkları, Sara (epilepsi).
– Retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı)
– Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite
– Büyüme hormonu baskılanması
– Pankreas hasarı, insülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet
– Böbrek ve karaciğerde hasar
– Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor yani bebek de aynı etkilere maruz kalabiliyor.

alıntı

Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

Ad Blocker Detected!

Advertisements fund this website. Please disable your adblocking software or whitelist our website.
Thank You!

Send this to a friend