Kaynana muhalefetine karşı koymak zor.


Kaynanalık müessesesinin reytingde tavan yaptığı bir dönem yaşıyoruz. Toplum ‘iyi kaynanalık-kötü kaynanalık’ diye ikiye bölünmüş durumda. Semra hanımın oğlu ile ilişkisine bakıp gıpta edenlerin yanı sıra, tahtaya üç kez vuranlar da yok değil.

 

Kendi kayınvalidem ile ilişkime bakıp, bir de bunları görünce benim kaynanam tam bir melaikeymiş diyorum. Nehir beş aylıkken işe başladığım dönemde, aklım evde kalmasın diye bir süreliğine kızıma kayınvalidem baktı. Bu dönemde Nehir’in bakımı konusunda hassasiyetime saygı gösterdi.

Bir başkası olsa ‘Bugüne kadar dört çocuk büyüttüm, ben senden iyisini bilirim’ derdi. Ancak o, ‘Kızım, neyi ne zaman yedireceğimi, nasıl yapacağımı sen söyle’ demeyi tercih etti. Akşam eve döndüğümde, içim rahat olsun diye tüm gün yaşadıklarını bir bir anlattı. Sadece Nehir’le ilgili değil, kendimi yıprattığım başka konularda da hep destek oldu.

Ama yakın akrabalarımdan ikisinin kaynanasıyla yaşadıkları beni zıvanadan çıkarıyor. Biri 8 ay önce bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Görseniz, dünya tatlısı bir çocuk. Doğduğunda normal kilo ve boyda olan bebeği bir hafta sonra ikinci kez ziyarete gittiğimizde zayıfladığını fark ettik. Doğumdan sonra şişliğin inmesi normaldir. Ama çocuk huzursuz, uykusuz ve açtı.

Annesini emmeyi beceremiyordu. Çiçeği burnunda anneye, bebeğini sütüyle besleyemiyorsa mama takviyesi yapmasını önerdik. Kız, hayatına giren bebek nedeniyle zaten çuvallamış durumda olduğu için, bizim söylediğimizi anladı mı anlamadı mı vallahi anlayamadık.

Ama 15 gün sonra telefonun diğer ucunda ağlarken bulunca, söylediklerimizi duymadığını anladık. Bebeğinin huzursuz, uykusuz ve aç olduğunu söyledi. Neden mama vermediğini sorduğumda ‘Kayınvalidem, ‘senin sütün yetiyor, mamaya alıştırma’ deyince ben de alamadım’ yanıtını verdi.

Gerçekten çok sinirlendim. ‘Telefonu kapat, bir kutu mama alıp getiriyorum’ dedim. Neyse, ben yola çıkmak üzereyken, eşine baskı yaparak mamayı aldırdığını haber verdi. Çocuk, günlerdir karnı tam doymadığı için biberonu sonuna kadar bitirip, huzurlu bir uyku uyumuş. Birinci haftanın sonunda bebek gözle görülür şekilde gelişmişti.

Gelinine ‘sütün yeter, mamaya alıştırma’ diyen kaynana geçen hafta ikinci kez torun sahibi oldu. Bu kez doğum yapan kızıydı. Sevgili kaynanamız, yeni torunu annesini emmeyi beceremeyince ‘Kızım, buna mama verelim, sütün yetmiyor’ dedi. El insaf. İnsan bu kadar ayrımcılık yapar mı? Ayıptır, ayıp.

Kör talih

Yeni doğduğunda Nehir’de de aynı problemi yaşamıştık. Sütüm yetmeyince, acaba hangi mamayı sever, hangi mamanın tadını beğenir, hangisi anne sütü değerlerine daha yakın diye seçim yapmakta zorlanmıştık. Bir yakınımız yurt dışından getirdiği mamayı yetiştirip ‘Bunu deneyin, tadı anne sütüne çok benziyor’ dedi. Nehir, gerçekten de beğenmeyip içmediği iki farklı mamanın aksine, yurt dışından getirileni çok sevdi. Babası hemen İngiltere ile irtibata geçip, birkaç kutu daha mama getirtti. İki kilo ağırlığında doğan kızım, bir ay içinde serpildi.

Beş ay önce doğum yapan ikinci derece bir yakınım da, aynı kaynana problemini yaşıyor. Kızcağızın sütü yetmiyor, beş aylık olmasına rağmen bebekleri sanki iki aylık gibi görünüyor. Kaynanası, gelininin sütünün yettiğini iddia ederek, oğluna mama aldırmıyor. ‘Biz sizi mamayla mı büyüttük? Üç çocuğumun üçü de 1 yaşına kadar sütümle doydu’ diyor.

Milletin oğlu anne sözünü ne kadar çok dinlermiş, yeni yeni anlıyorum. Koskoca adam, 30 yaşını aşmış, çocuğunun gelişmediğini görüyor ama annesinin karşısına çıkıp ‘Anne bu işe karışma, senin çocuk büyüttüğün zamanla şimdiki zaman arasında dağlar kadar fark var’ diyemiyor. Bu adamlara inanamıyorum.

Strateji lazım

Bazen çocuk büyütürken büyüklerin muhalefetine karşı koymak, deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor. Kıyafet alırsın ‘Her şeyi var, niye alıyorsun?’ diye karşı çıkarlar. Elinde tabak çocuğun peşinden koşturursun ‘Bırak yemesin, aç kalsın da gününü görsün’ diye ortamı gererler. Oyuncak bakarsın ‘Ev oyuncakla doldu taşıyor, paranı bunlara yatırıyorsun sonra da maaş yetmiyor’ diye keyfini kaçırırlar.

Çocuğunu şımartırsın ‘Şımart şımart, üç gün sonra tepene çıkarsa görürsün gününü’ diye anne babalığını sorgularlar. Çocuğunla yaptığın, paylaştığın çoğu şey onların gözünde değerli ve saygı duyulacak değildir. Adam gibi çocuk büyütmeyi sadece ve sadece onlar bilirler.

İnsanın kaynana efsanelerine inanası gelmiyor ama hemen yakın çevremde yaşanan birbirinin benzeri bu iki olay nedeniyle elimi üç kez tahtaya vuruyorum. ‘Allah böyle kaynanaları düşmanımın başına bile vermesin.’

Gelin-kaynana çekişmesi

Bazı kaynanalar gelinlerinin her yaptığını eleştirir. Ancak bazı gelinler de sırf kaynanasının dediğini yapmamak için önyargılı bir tepki içindedir. Hayatı çekilir kılmak için nerede duracağını bilmek gerekir.

Kaynanaları kontrol altında tutun

Çoğu kaynana oğlunun evindeki iç işlerine karışmayı kendinde hak görür. Aynı evde yaşamıyorsanız, kaynananız için sınır çizin.

Aile içi kararlarınıza karışmayı alışkanlık haline getirmesine izin vermeyin.

Belki ilk olayda bozulacak, hatta aranızda ciddi problemlerin yaşanmasına neden olacak şekilde tepki verecektir ama yılmayın.

Özellikle eşinize bu konuda ne kadar ciddi olduğunuzu hatırlatın.

Kaynananıza, her çocuğun veya her ailenin farklı alışkanlıkları ve yaşam tarzı olduğunu belirtin. Bu konuda kaynanazından anlayış beklediğinizi vurgulayın.

Ancak kaynananızın her söylediğine önyargıyla tepki de vermeyin. Onların tecrübeleri.nden yararlanmaya bakın.

– – – – – – – – – – – – – –


Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

Ad Blocker Detected!

Advertisements fund this website. Please disable your adblocking software or whitelist our website.
Thank You!

Send this to a friend