Gönüllere taht kuracak çocuk yetiştirmek…


Bendenizi çok etkileyen ve vicdanımdan sarsan siyaset, seçim, pedagoji konulu bir hatıra var sırada.

Umarım, herkes bundan payını fazlasıyla alacaktır.

Yozgat asıllı ve Bursa’da ikamet eden emekli bir öğretmenin anısı herkes için ders niteliğindedir.

“Pedagojik Öğretmenlik” kitabımızı yazarken, bazı konularda bize ışık tutan ilgili öğretmenimizin bu anısının, hayatın geneline tuttuğu ışık da bambaşka oldu.

Geçtiğimiz günlerde kendileriyle, değerli insan kimlerden rağbet görür, konusunu konuşurken, bir anda gençliğinde tanık olduğu bir olayla sözlerini perçinledi.

Söz ondaydı:

“ Öğretmenliğimin ilk yıllarıdır. Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde görev yapıyordum. Bir dönem, yerel seçimlerinin çok ilginç bir seçim yarışmasına tanık oldum.

Olay şuydu:

Oldukça büyük bir mahalledeki muhtar adaylığında hararetli bir rekabet tablosu oluşmuştu. Öyle ki muhtar adayları arasında lise mezunu, üniversite eğitimi almış, muhasebecisinden emekli öğretmene ve kamu görevlisine kadar 5-6 aday vardı. Hepsinin de mahalleli için hatırı sayılır ağırlığı vardı.

İçlerinde tek bir ilkokul mezunu vardı.

Elli, elli beş yaşlarında, düzgün okuma yazması da olmayan -takma isimli- Şaban amcaydı.

Mesleği mi?

İşte o temelli ilginç, çünkü bu işi yapanın rakipleri karşısında seçimi kazanması imkansız sayılır:

At arabacılığı.

Zira çocukluğundan beri mesleği buydu. Babadan kalma “at arabacılığı”. Ama mesleğini, benzerlerinden çok daha mükemmel yapıyordu.

Kendisine, neden aday olduğunu sorduğumda: 

“Hocam vallahi istemeyerek oldu. Mahalleli yaptı. Tanıtma kağıtları neyin ne varsa mahalleli bastırıp sağa sola astı, dağıttı. Benim sadece olurumu aldılar. Ben zaten günlük geçinen adamım. Seçime harcayacak tek kuruşum bilem yok”, dedi.

Üstelik adamcağızın seçimle falan işi de yoktu. Ne kampanya, ne kahve konuşması… Seçim sabahına kadar at arabacılığına devam etti. Bir gün çalışmasam çoluk çocuk aç kalırız, diyordu.

Seçim akşamı sandıklar açılınca mahallede bayram havası vardı. At arabacı Şaban amca mahalleye muhtar olmuştu. Diğer tüm adaylarda şok hakimdi.

Neyse uzatmayayım, bu durum benim de ilgimi çekince sözü sohbeti dinlenir kimselerden bunun sebebini öğrenmeye çalıştım. Yaklaşık iki ay süreyle, mahalledeki bir çok kimseyle, kadın erkek, genç yaşlı demeden, Şaban amcanın seçilme sebebini sordum.

Müthiş malzemeler çıktı karşıma. Meğer Şaban amca demek mahalle demekmiş. Mahalle demek Şaban amca demekmiş.

Olayın özeti şu:

Şaban amcanın iyiliğini görmemiş, ondan yararlanmamış neredeyse tek bir hane yok gibi mahallede. Parasız, pulsuz, eğitimsiz birisi bunu nasıl yapmış, işte orası tam bir “insanlık” dersi.

Hatırımda kaldığı kadarıyla sadece birkaç örneğini aktarayım sana Yaşar kardeşim. Halktan öğrendiğim kadarıyla Şaban amcayı ve işini şöyle tanıtmaya başlayayım:

1. At arabasıyla evlerin, iş yerlerinin bir çok nakliye, getir-götür ihtiyacını o karşılıyordu. Ucuz ve hesaplı olduğu için halk onu tercih ediyordu. Dolayısıyla çeşitli konuda hizmet vermediği ev, girmediği sokak, tanımadığı kimse yok gibiydi. Yani, yaptığı iş onun için bu konuda bir avantajdı.

2. Aynı mahallede ayni işi at arabasıyla yapan birkaç kimse daha vardı. Ama halk Şaban amca diyor başka bir şey demiyordu, nakliye yaptıracağı zaman. İşte bunun sebebi, ayni zamanda ona seçimi kazandıran da sebepti.

3. Sokaklarda gider gelirken nerede açık unutulmuş ya da bırakılmış ev, apartman kapısı görürse önlerinde bir nefes duraklar. Ya zile basar, ya kapıyı tıklatır. Sesine cevap verenlere:
“Bakın kapınız açık. Kapatın isterseniz, hırsız falan girer…” diye ev sahibini uyarır.

4. Sokakta tehlikeli bir şekilde oynayan ve zarar göreceğini düşündüğü küçük çocuk gördüğünde hemen evini sorar, zile basar ve çocukları hakkında ailesini uyarır.

5. Her nerede oyun yüzünden veya bir başka sebeple kavga eden çocuklar gördüğünde onları usulünce uyarır, barıştırır ve yatıştırır.

6. Yoldan geçerken, okula geç kalan küçük çocuğunu hızlı gitmesi için uyaran bir anne gördüğünde, ondan izin alarak çocuğu at arabasıyla bir koşuda okula yetiştirir.

7. Okul paydoslarında ve/veya sabahleyin otobüs duraklarından geçerken, gideceği istikamete gelmek isteyen öğrenci veya bir yetişkin varsa seslenir ve onları okula ya da sokaklarına yakın bırakır.

8. Arabasıyla giderken pazardan aldığı eşyaları taşımakta zorlanan birisine rastladığında onu evine kadar bırakır…vs.

Onun bu yaptıkları akşamları evlerde dilden dile dolaşır, anlatılır.

Böylece yıllardır yaptığı bu insaniyetliği yüzünden koskoca mahallede onu tanımayan, bilmeyen, ondan yararlanmayan, onun hikayesini duymayan kimse hemen hemen kalmamış…”

İşte kıymetli anneler babalar;

İnsanların gönlünde taht kuran çocuklara sahip olmak istiyorsanız, bu ne akademik eğitimle, ne yüksek notlarla, ne diplomayla, ne de kaliteli ve iyi gelir getiren bir üniversite eğitimi almakla olur.

Bunun yolu;

Çocuklarınıza toplum içinde ayaklarıyla değil, vicdanıyla dolaşmayı öğretmekten geçer.
Bir çocuğa vicdanı da vicdansızlığı da, acımayı da merhameti de ailesi öğretir.

Ve bir çocuk;

Hiç parası olmasa da,

İyi bir mesleği olmasa da,

Hiç bir akademik eğitim almasa da,

Yoksulluk içinde yaşasa da, insanların gönlünde her zaman taht kurabilir.

Dr. Yaşar Kuru

——————


Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

Ad Blocker Detected!

Advertisements fund this website. Please disable your adblocking software or whitelist our website.
Thank You!

Send this to a friend