Ev Hanımı Kimdir?

Evet, evet yanlış duymadınız… Yıllardır ağzımızdan düşürmediğimiz “ev hanımı.”

Aklınıza ilk gelen, “evde ev işleriyle uğraşan, kendini eşine ve çocuklarına adamış, en güzel yemekleri yapan, her işi mutlaka bir düzene oturtan, her zaman her konuya bir çözüm bulan, yeri geldiğinde evin reisi, yeri geldiğinde evin hizmetçisi rolünü yüklediğimiz ve çalışmayan kişi.” oluyor genelde.

Eğer aklınıza ilk bunlar gelmiyorsa takdir ediyorum. Dün bir hanımefendiyle tanışana kadar benimde aklıma bu tanımların hepsi olmasa bile birkaç tanesi geliyordu. Kimdir ev hanımı? Ev ve hanım kelimeleri neden yan yanadır?

Günün anlam ve önemine binaen biraz bu algıya yer vermek istedim. Ev Hanımları Derneği(EHADER) Kurucu Başkanı Zeynep Önge hanımla Bağcılar Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu Dünya Kadınlar Gününe özel programda tanıştık.

Kendisi tüm vaktini tabiri caizse çevresini güzelleştirebilecek ve kendini keşfedememiş kadınlara ayırıyor. Ne mi yapıyor? Şu zamanda kimsenin yapamadığını…

Kadınları dinliyor, onlara değerli olduklarını anlatıyor ve her şeyden önemlisi kendilerini keşfetmelerini sağlayacak bir alan oluşturuyor. Bu işi de hayran olunası gönüllülükle yapıyor.

Zeynep hanımla aramızda geçen bir sohbetten bahsetmek istiyorum. Birkaç hanımın da olduğu bir çay sohbetinde ilk hanımefendi, “ben ev hanımıyım” dedi. Sıra bana gelince “ben çalışıyorum.” dedim. Yani kendimce ev hanımı değilim demek istedim.

Zeynep hanım, “Merve hanım eve gidince sizin evinizin hanımı kim peki?” dedi. Aklımda koca bir soru işareti? Evet, doğru gün için de yazı yaz, röportaj yap, toplantılara katıl, görüşmelere git…

Ama nihayetinde akşam evime döndüğümde o evin hanımı yine benim. Bunu bulaşık çamaşır olarak algılamamak gerekiyor.

Evin hanımı demek esasında “çevresini güzelleştiren, yoğunluğuna rağmen sevdiklerini ihmal etmeyen, tebessümü elden bırakmayan ve daha fazlasıyla hanımefendi” demek ve biz bunu unutuyoruz.

Biz kendi hafızamızda bir şeylere değer biçerken kavramları karıştırıyoruz ve bunu kabulleniyoruz. Fatma Barbarosoğlu bir yazısında şöyle diyor, “Hanım dediğimizde bir konuma, kadın dediğimizde ise bir duruma işaret ediyoruz.”

Evet, lafa gelince hepimiz, “benim annemde ev hanımı öyle demek istemedim” diyerek mangalda kül bırakmıyoruz. Hatta annelerimizi bir melek olarak anlatırken bir de “ev hanımı” terimine hangi gözle baktığımızı düşünelim.

Buradan bütün hanımefendilere seslenmek istiyorum. Kendinize sadece değer vermeyin, verdiğiniz değeri savunun ve her şeyden önemlisi bunu çocuklarınıza anlatın.

İşte o zaman parçaları değiştirebilir, kadınların sorunlarını azaltabiliriz. Dünyayı değiştirecek ve güzelleştirecek olan bizleriz…