Eşler arasındaki en temel sorun!

Eşlerin başkalarından “ödünç” aldıkları duygularla yaptıkları “konuşmalar” bile çoğu kez kavga ve ruhsal yıkım getirir.

Bunun yerine eşlerin kendilerine ait duygularıyla yaptıkları “kavgalar” ise sorun çözme eğilimi taşır.

Eşler arasındaki en temel sorun onların birbirleriyle atışmaları, kavgaları, birbirlerini incitici konuşmaları ve davranışları değildir.

Böylesi tavırlar her ne kadar hoş olmasa da genellikle sorun çözmeye yönelik oldukları için nadiren de olsa “iş bitirici” yani sorun çözücü “genlere” de sahiptir.

Ailede eşler arasındaki bu tür davranışlar tek sebebe bağlı olarak bir tür “gen” bozumuna uğrar. İşte o zaman ne sorun çözmeye, ne hataları görmeye, ne de yanlışları düzeltmeye yarar eşlerin konuşmaları ve atışmaları.

Neredeyse ailenin yıkımına, yuvanın dağılımına kadar işi götüren asıl sebep veya temel tetikleyici güç şudur:

Eşler arasında kavga sebebi olan olayların içine dışarıdan bir tür virüsün girmesidir.

O virüs, eşlerin duygu durumlarının içine sızan başkalarına ait duygulardır, hislerdir.

Bazen kaale bile alınmayacak derecede minnacık olan o sızıntılar eşler arasındaki “savaşın” seyrini tamamen değiştirir. Tıpkı 1 litre suya damlayan üç damla siyah mürekkebin, suyun tüm görünümünü değiştirmesi gibi.

Sizi asıl hayrete düşürecek nokta ise şudur:

Söz konusu mürekkep damlalarının eşlerin en yakınlarından gelmesidir. Üstelik o kişiler işin bu derece seyrinin değişebileceğinin asla farkında değildirler.

Bu kimseler ağırlıklı olarak anneleri, babaları, ailenin yakın çevresi ve de kadının ya da erkeğin “arkadaş” grubundan olabilir.

Özellikle eşlerin ebeveynlerinin olaya son derece yapıcı ve gayet iyi niyetli, hatta çözüm odaklı yaklaştıklarını üstüne basa basa hatırlatmak istiyoruz.

Hiç bir anne baba ve her ne kadar anlaşamıyor olsalar da hiç bir kayın peder veya kayın valide kolay kolay evlatlarına bile isteye zarar verici konumda olmaz.

Buna rağmen eşlere en yakınlarından gelen zararlı etkinin nasıl oluştuğuna göz atacak olursak durumu şöyle örneklememiz mümkündür:

– Evladım şu karına bir sözünü geçir artık.

– Oğlum eşine sözün geçmiyorsa izin ver ben gireyim araya.

– Kızım nedir şu kocanın o müsriflikleri öyle…

– Ağzını açıp iki laf da mı edemezsin şu adama, kocansa kocan ne olmuş yani?

– Böyle aile mi olur yavrum, insanın kocası nasıl bu kadar vurdumduymaz olur anlayamıyorum.

– Canımın içi, otur karınla baş başa şu konuları açıkça konuşun.

– Bak bize, ben senin karın gibi bir müsrif bir kadın olsaydım biz de şimdi kiralarda sürünürdük sizin gibi.

– Olmaz ki böyle ama… Siz bu gidişle batarsınız, çocuklarınızın okuluna bile para bulamazsınız ileride.

– Senin kocan da aynı işi yapıyor dayın da. Ama bak dayının her şeyi var. Oysa siz, biz desteklemesek açsınız aç… Biraz akıl ver şuna.

– Ağırlığını ortaya koy artık ve bu konuda karınla adamakıllı konuş.

– Tutturmuşun bir kocam bilir lafını gidiyorsun. İnsanın hiç mi sözü geçmez kendi evinde canım?

– Sen de insansın, bu kadar ezdirmesene kendini karına…vs.

İşte bir eşe dışarıdan ve üstelik en yakınları tarafından yapılan buna benzer telkinler, yönlendirmeler, akıl yüklemeler, kişinin duygularına bulaşan başkalarının duygularıdır, hisleridir.

Ve bunlar her zaman eşlerin arasında uçurumlar oluşturur.

Çünkü böyle konuşan eş, kendi duyguları ile konuşmaz. Bu yüzden karşındakine verdiği zararı anlayamaz. Oysa söyledikleri sadece kendine ait duygular olmuş olsa çizmeyi aştığını fark edebilir.

Tartışmayı kavgaya, kavgayı karamsarlığa, karamsarlığı ayrılığa götürecek çıkışlarına kişi ancak o zaman engel olabilir.

Kendi duygularına yabancı hisler karıştıran eş çok yanlış hesaplar yapmaya başlar.

Söz gelimi;

– Eşinin göz yaşını duygu sömürüsü olarak yorumlar.

– Eşinin susmasını, suçunu kabul ediyor şeklinde algılar.

– Onca hakaretine rağmen eşinin kendisine katlanmasını acizlik şeklinde düşünür…vs.

Halbuki ödünç alınmayan hislerle eşi ile konuşan, tartışan hatta kavga eden eş, tıpkı okuma yazma bilen birisi gibi, metindeki noktalama işaretlerine göre hareket eder.

Virgülde duraksar, noktada durur, ünlem işaretinde geri adım atar vs.

Sonuç olarak;

Eşiyle konuşmalarını ithal ettiği hislerle değil de bizzat kendi duyguları ile yapan bir eş, eşine karşı yıkıcı olmaz.

O tür eşlerin kavgaları bile bir konunun çözümünü getirir, eşlerin ruhsal çöküşünü değil.

Dr. Yaşar Kuru

EN ÇOK İZLENENLER

Yazılarımız E-mailinize gelsin!

Arkadaşınıza gönderin!