Ebeveynler çocuklarının yetişkinliklerini nasıl çalıyor?

Nicole Eisenberg’in büyük oğlu çocukluğundan beri bir yıldız olmak istiyordu.

Çeşitli şan, dans ve drama dersleri aldı ve altı yıl boyunca dünyaca ünlü sahne sanatları eğitim merkezi Stagedoor Manor’ın yaz kamplarına katıldı.

Ancak Eisenberg, tüm bunların oğlunun en iyi gösteri sanatları programlarına girebilmesi için yeterli olmadığı konusunda endişeleniyordu.

Oğlunun seçtiği üniversiteye bağış yapmayı bile düşündü. Üniversite, oğullarının bez kullandığı döneminden beri onların radarındaydı. “Üç yaşına girdiğinden beri bunun üzerinde çalışıyoruz,” diyor.

“Başvuru için onu yirmi farklı seçmeye götürmem gerekti. Ama bunları benimle birlikte yaptı. Bunu ben yapmadım. Ben onu bu süreçte destekledim. Ona helikopter ebeveynlik yapmadım. Ben bir yardımcı pilottum.”

Ya da belki de o bir kar küreyici ebeveyndi

Helikopter ebeveynlik, yani çocuğunun her aktivitesini gözetleyerek kaygılı bir şekilde onun etrafında dört dönmek, yirminci yüzyılda kaldı. Bazı varlıklı anne ve babalar şimdi kar küreyicilerini daha çok andırıyor:

Önde ilerleyen, başarıya giden yolda çocukları başarısızlıkla, hüsranla ya da yitirilmiş fırsatlarla karşılaşmasın diye bütün engelleri temizleyen makineler…

Suç işleyecek kadar ileri giden ebeveynler için bu, üniversiteye giriş sınavı gözetmenlerine rüşvet vermek, çocukları seçkin kolejlere yerleştirmek için üniversite koçlarına ödeme yapmak ve daha sonra oraya nasıl gittiklerini bilmenin utancıyla asla yüzleşmemelerini sağlamak için büyük çabalar harcamak anlamına geliyor.

Bunlar, üniversitelere öğrenci kabullerini güvence altına almak için geniş çaplı bir sahtekarlıkta elli kişinin suçlandığı son üniversite rüşvet skandalındaki iddialar arasında. Soruşturmaya göre, bir ebeveyn oğlunun su polosu oynadığı konusunda yalan söyledi, ancak daha sonra çocuğunun akranları tarafından “oyuna alınmayan kişi” olarak algılanmasından endişe duydu. (Oğlunun gerçekten takımda olması gerekmediği konusunda kendisine garanti verilmişti).

Bir başkası, suçlamalara göre oğlu adına kolej sınavına (iki yıllık eğitim veren yüksek eğitim kurumu) girmesi için birisine para ödedi ve sonra da bu kişi, oğlunun sınava kendisinin girdiğini düşünmesi için evde sınav gözetmeni gibi davrandı.

Bu araştırmada suçlanan ebeveynler de birer kar küreyici gibi davranıyorlardı:

Çocuklarının üniversiteye girmeleri için yolu temizlerken onları sürecin zorluklarından, risklerinden ve olası hayal kırıklıklarından koruyorlardı.

Daha az çirkin – ve tamamen yasal – biçiminde, kar küreyiciliği (çim biçiciliği ve buldozerlik olarak da bilinir), “herkese bir madalya” neslindeki ayrıcalıklı çocukların ebeveynliğindeki en çılgınca yöntem haline geldi.

Bu süreç, ebeveynlerin henüz bebekleri doğmadan önce seçkin anaokulları için bekleme listelerine girmeleriyle ve bebeklerinin kendilerini hüsrana uğratacak herhangi bir şey yapmaya zorlanmadığından emin olmaya çalışmalarıyla erkenden başlıyor. Okul başladığında süreç daha da yoğunlaşıyor: Unutulmuş bir ödev için okula koşturmak ya da çocuklarının takıma alınması için takım koçunu aramak gibi.

Daha sonra bu, okul çalışmalarını savsakladıklarında onlara bir mazeret kağıdı yazmak, başvurularını mükemmelleştirmek için binlerce dolar harcayarak bir üniversite danışmanına para ödemek veya profesörlerini aldıkları notlar hakkında tartışmak için aramak halini alıyor.

Üniversitelerdeki rüşvet skandalı için şöyle diyor psikolog ve yazar Madeline Levine: “Ebeveynliğin yeni ‘normalinin’ inanılmaz derecede karanlık olan bir tarafını aydınlattı: Çocuğunuzun en iyisine sahip olmasını, en iyiye maruz kalmasını, her türlü avantaja sahip olmasını sağlamak. Üstelik tüm bunları, bunun bir insanı ne kadar aciz bırakacağını anlamadan yapmak. Bu ebeveynler çocuklarının yollarından her şeyi temizlediler.”

Dr. Levine, meslek hayatında düzenli olarak “üniversitede olabilmek için gereken asgari yetişkin becerisine sahip olmadıkları için okuldan eve dönmek zorunda kalan” birinci sınıf üniversite öğrencileriyle karşılaşıyor.

Bir tanesi eve dönmüş çünkü yatakhanede bir fare varmış. Bazıları oda arkadaşlarından hoşlanmamış. Diğerleri, çok fazla yapılması gereken iş olduğunu ve bağımsız çalışma becerilerini hiçbir zaman öğrenmediklerini söylemiş. Birisi soslu yemekler yemeyi sevmiyormuş. Hayatı boyunca ailesi sostan uzak durmasına yardım etmiş ve ebeveynleri, çocukları onlara akşam yemeğine gitmeden önce arkadaşlarını ararmış. Üniversiteye geçtiğindeyse, sosla kaplı kafeterya seçenekleriyle nasıl başa çıkacağını bilememiş.

“İşte, 18 yıl boyunca çocuklarıyla ilgilenme biçimlerini avantajlı olarak algılayan, ancak yanılan ebeveynler,” diyor Levine.

Elbette ki çocuklarını desteklemek ve – bunu yapmak için henüz yeterli olgunluğa sahip olmadıklarında – yetişkinlik bilgeliklerini onları geleceğe hazırlamak için kullanmak ebeveynlerin bir görevi. Peki, çocuklar hiçbir zaman bir engelle karşılaşmazlarsa, gerçek dünyaya girdiklerinde ne oluyor?

“Bocalıyorlar,” diyor Stanford’ın eski birinci sınıf dekanı ve Bir Yetişkin Yaratmak kitabının yazarı Julie Lythcott-Haims.

Stanford’dayken, kaldıkları yurtlardaki insanlarla “oyun grupları” ayarlamaları için veya bir stajyerlik gerçek bir işe dönüşmediği zamanlarda işverenlerine şikayette bulunmaları için ebeveynlerine başvuran öğrenciler gördüğünü söylüyor. Bunun altında yatan temel nedenin, çocuklarının hata yapmalarına ya da zorluklarla yüzleşmelerine hiçbir zaman izin vermemiş olan ebeveynler olduğunu belirtiyor: “Önemli olan yolu çocuk için hazırlamak yerine, çocuğu yola hazırlamaktır.”

1990’lı yıllarda doğan helikopter ebeveynlik kavramı artık çocukları sürekli izlemekle kalmayıp, aynı zamanda aralıksız olarak eğitim almayı da içeren aşırı ebeveynlik kavramına dönüştü.

Ebeveynler, öğleden sonraları ve hafta sonlarını kurslarla ve özel derslerle doldurmaya başladılar. Tüketici Harcamaları Anketi verilerine göre, bugün ebeveynler çocuk yetiştirmede önceki tüm nesillerden daha fazla para harcıyorlar.

“Kar küreyici ebeveynlik, takıntılı bir ebeveynlik biçimi”

California Üniversitesi’nde sosyolog ve yazar Laura Hamilton, “Bir şeylerin gerçekleşmesini ve çocuğun başarısına bariyer olmasını engellemek amacıyla çocuklarının nerede olduğunu ve ne yaptığını sürekli olarak izliyorlar,” diyor.

Yolun sonundaki varış noktası genellikle üniversiteye kabul edilmek. Birçok varlıklı aile için bu her zaman elzem bir başarı rozeti olmuştur. Üniversite diploması ayrıca orta sınıf bir gelir kazanmak için giderek daha gerekli hale gelmiş durumda.

Sorun şu ki; kar küreyiciliği kurtulması güç olan bir ebeveynlik alışkanlığı.

“Lisedeyken yapıyorsanız, üniversitede duramazsınız,” diyor Lythcott-Haims. “Üniversitede yapıyorsanız, işe başladığında duramazsınız. Kendinize çocuğunuzun işlerini halletmek için her zaman orada bulunma konusunda bir rol biçtiniz, bu yüzden işler daha da kötüye gidiyor, çünkü genç yetişkininiz yaşamın temel görevlerini yönetmek için yetersiz kalıyor.”

Amerika’da yapılan yeni bir ankette, ülkedeki 18-28 yaş grubundaki çocukların ebeveynlerini temsil eden bir grupta, katılımcıların dörtte üçü yetişkin çocukları için doktor ya da saç kesimi gibi randevular almış ve yine aynı orana sahip grup, çocuklarına okula son başvuru tarihlerini hatırlatmış. Yüzde 11’i, çocuğunun bir sorunu olması durumunda, çocuklarının işvereniyle iletişim kuracaklarını belirtmiş.

Üniversitede çocukları olan katılımcıların yüzde 16’sı, bir dersi veya sınavı kaçırmamaları için çocuklarını uyandırmak amacıyla aramış veya mesaj atmış. Yüzde 8’i, bir üniversite profesörü veya yöneticisi ile çocuklarının notları veya yaşadıkları bir sorunla ilgili olarak temas kurmuş.

Bunu yapan sadece varlıklı aileler değil. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, farklı sınıf ve etnik grupların – bunu ekonomik olarak karşılayabilecek olsun ya da olmasın – da aşırı ebeveynlik kavramını benimsediğini gösteriyor. Yine de, gerçek kar küreyici ebeveynlik büyük ölçüde paraya, bağlantılara ve çocuklarının iki adım ötesinde olabilme ayrıcalığına sahip ebeveynler tarafından yapılıyor.

Bu kaynaklara sahip olmayan aileler, derslere ve üniversite danışmanlarına yatırım yapacak paraya sahip olmayabilirler ve üniversite kayıtlarını veya ultra rekabetçi iş piyasalarını yönlendirme konusunda deneyimli olmayabilirler.

Birçok çocuk gelişimi uzmanı, sorunları çözmeyi, risk almayı ve hayal kırıklığını aşmayı öğrenmenin hayati önem taşıyan yaşam becerileri olduğunu söylüyor ve ebeveynler çocuklarının başarısızlıkla karşılaşmasına izin vermezse, çocuklar bu becerileri edinemiyor. Üç yaşında bir çocuk tabağı elinden bırakıp kırdığında muhtemelen bir dahaki sefere onu elinden bırakmamayı deneyecektir. Yirmi yaşında biri uyuyakalıp sınavı kaçırdığında büyük ihtimalle bir daha alarmını kurmayı unutmayacaktır.

Uzmanlara göre kar küreyiciliği o kadar ileri gitti ki, bu durum problem çözme becerilerine sahip olmayan ve rekor oranda anksiyete ile karşı karşıya kalan birçok gencin depresyona girmesine sebep olmuş durumda. Artık üniversite kampüslerinde, hatta okul öncesi çocuklara bile kaybetme duygusunu deneyimleten dersler veriliyor.

Aslında, birçok kar küreyici ebeveyn de bu durumun sorunlu olduğunun farkında. Ancak çocuklarının gelecekleriyle ilgili prestij endişesi, akran baskısı ya da kaygı sebepleriyle bunu yapmaya devam ediyorlar.

Üniversiteye giriş davasında yargılanan bir oyuncu olan Felicity Huffman, kişisel ebeveynlik bloğunda (yakın zamanda kapatıldı) çocuk yetiştirmeyi “engellerin üstesinden gelinen uzun bir yolculuk” olarak nitelendirmişti. Bir başka gönderisinde ise, okula giden çocukları “her gün bilinmezlikle, çetrefille ve potansiyel başarısızlıkla dolu olan bir binaya adım attıkları için” takdir etmişti. Huffman, bir sınav gözetmenine kızının test puanlarını gizlice şişirmesi için 15.000 dolar ödemekle suçlandı.

Kaynak: Eğitimpedia