Dayak arsızı bir çocuktum ben…

Dayak arsızı bir çocuktum ben.

Bedenime bir başka bedenin şiddetle, hırsla, öfkeyle, kızgınlıkla, sertçe, kendi bedenini tatmin etmek istercesine vurmasına alışmıştım işte.

Nasıl oldu bilmiyorum ama neler olduğunu hatırlıyorum.

Yaşadığım her yerde her çocuk dayak yerdi.

Tahmin edeceğiniz üzere ailede başlardı dayak. Daha kundakta bebekken lohusa anne, bütün dünya üzerine gelirmişçesine çıldırmış bir halde çocuğuna vurmaktan zevk alabiliyordu.

Baba avuç içi kadar yüzü olan 3 yaşındaki çocuğuna terbiye için vuruyordu. Anne çocuğunun kalçasına şefkat tokadı attığını düşünüyordu. Ağabey, kardeşini eğitiyordu.

Amca yeğenine cüzdanından para çalmaması gerektiğini vurarak anlatıyordu. Herkes ama herkes masum bedenlere vurarak anlatıyordu derdini bizim mahallede.

Sonra biz okula başladık.

Okulda da bildiğiniz üzere dayak devam etti.

O harfi yanlış söylediğimiz, konuştuğumuz, yerimizden kalktığımız, hatta çişimiz geldiği için bile ödayak yedik.

Değerler eğitimi konusunda eksik ailelerimiz, değerler eğitimi için camiye gönderdiğinde, bu sefer hocadan dayak yedik Ettehiyyatü duasını yanlış okuduğumuz için.

Yazları sanayide çırak olduk, usta dayak attı, bir düzine küfürle birlikte.

Bazen simit sattık, sabahın köründe bağırmamamız için dayak yedik.

Akşam pazarına gidip çürük elmaları topluyorduk ki hırsız olduğumuz için dayak yedik.

Herkes ama herkes bedenimize zarar vermek istiyordu…

Sonra ne mi oldu?

Yıllar geçti ve kimse bedenime zarar vermemeye başladı.

Ama bu kez ben kendi bedenime zarar vermeye başladım.

Ben bir dayak arsızıydım ve yediğim her dayak zevke dönüşmüştü benim için.

Hayatımın bir döneminde bedenime zarar vermekten haz duyuyordum.

Psikiyatri servisine de gittim ama çözümü bulamadım.

Derken eşimle tanıştım.

Derken oğlum doğdu.

Derken sevgiyle tanıştım.

Artık bedenime zarar vermeyi bıraktım.

Bir başka ruha dokunmanın mutluluğunu, bir de oğlumun masum teninin kokusunu seviyorum.

Size bir şey söyleyeceğim.

Çocuğunuza vurdukça, onun geleceğini mahvediyorsunuz.

Yapmayın. Vurmayın çocuğunuza.

İşte beni adam yapan iki insan, eşim ve oğlum.

Ben onların önünde saygıyla eğiliyorum…

Mustafa Sevim

EN ÇOK İZLENENLER

Mutlu bir evliliğin önündeki 10 engel!

Mutlu bir evliliğin önündeki 10 engel! Canten Kaya

Cep telefonu alınan çocuklar…

Çocuklar ve akıllı telefonlar... Çocuğa cep telefonu ne zaman alınmalıdır? Çocuklarda akıllı telefon ve internet kullanımı... Kendimizi ve çocuklarımızı teknoloji bağımlılığından nasıl koruyabiliriz? Daha fazla kişinin faydalanması için...

Hangi tencere kullanımı daha sağlıklı? – Erkan Şamcı

Evde tarımdan, ekolojik yaşama, doğal sabundan, pratik temizlik malzemelerine, hayatı kolaylaştıran ekolojik yaşam ile ilgili önemli bilgiler veren Erkan Şamcı evlerimizde kullandığımız tencereler konusunda...
video

Öfkeli Annelere tavsiyeler!

Öfkeli annelere tavsiyeler... Anneler için öfke kontrolü... Uzman Pedagog Adem Güneş'ten öfke kontrolünde zorlanan anneler için tavsiyeler. Daha fazla kişiye ulaşması için arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz... Dinledikten sonra aşağıdan diğer...

Çocuğunuzla iletişimde sihirli cümleler…

Çocuğunuzla iletişimde sihirli cümleler... -Anne-Baba Tutumları... -Pedagog Gözde Erdoğan 

Çocuğunuz tembellik ediyor ve motive olamıyorsa…

Çocuğunuz tembellik ediyor ve motive olamıyorsa neler yapabilirsiniz?

Çocuklar neden değersizlik duygusu yaşar?

Eğitimci yazar Dr. Özgür Bolat anlatıyor... Çocuklar neden değersizlik duygusu yaşar? Başarı mutluluk getirir mi? Video oynatıcı yükleniyor... Lütfen bekleyiniz...

Azap Osman çocuğunu neden bir tüfeğe değişmişti?

25 Aralık Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluş günüdür. Şimdi birilerine herhangi bir gün gibi gelebilir ama bu öyküyü dinlediğinize herhangi bir gün olmadığını anlayacaksınız. Dilerseniz tamamını videonun...

Arkadaşınıza gönderin!