Çok kötü dediğin bu hayatı sana kim verdi?

Annenin yaptığı yemeği sevmesen de ayıp olmasın diye yiyorsun;

Kayınvalidenin hediye ettiği süs eşyasını eve uymasa da huzursuzluk çıkmasın diye bir köşeye koyuyorsun;

Arkadaşının yaptığı keki beğenmesen de nezaketen yiyorsun;

Eşinin aldığı saati, tarzın olmasa da beğenmediğini düşünmesin diye takıyorsun;

Şirketin verdiği ajandayı kullanmadı demesinler diye kullanıyorsun.

Bunlardan hangisi “Yoksa sevmedin mi?” dese “Yyoooo olur mu çok sevdim, çok güzel” diyorsun.

Doğru mu?

Doğru.

Bir cümle var, duyunca ben utanıyorum.

“Hayata tahammül edemiyorum. Her şey çok kötü.”

Üç liralık mal, nezaketen baş tacı edilirken;

insana bahşedilmiş hayata, nefese, çocuklara, mesleğe, eşe, dosta, arkadaşa, bahçedeki çiçeğe, bütün güzelliklere gösterilen bu mırın kırın hali benim aklım almıyor.

Basit birkaç soru:

Bu hayat olmamış dediğin, kim?

Beğenmediğin ne?

Çok kötü, dediğin hayatı sana kim verdi?