Çocuklara bir şeyleri zorla yaptırma çabanızdan vazgeçin!

Çocuklar yetişkinlerin sözünü dinleme konusunda hiçbir zaman iyi olmadılar, ancak onları taklit etme konusunda üstlerine yok.”
James Baldwin

Ebeveynlik uzmanı olduğumu iddia etmiyorum. Ancak çocuklarla oynayarak epey zaman geçirdim ve diğer ebeveynlerin benimle paylaştıklarıyla beraber çocuklar hakkında az çok bilgim var diyebilirim.

İnsanlar bana en çok, “Her şeyi denedim ama hiçbiri işe yaramıyor, çocuğuma istediğimi yaptıramıyorum,” diye yakınıyorlar. Bu şikayetler genelde çocuklara sebze yedirmek, onları uyutmak ve ev işlerinde yardımcı olmalarını sağlamak gibi evrensel ebeveyn dertleri ile ilgili oluyor.

Bunlar oldukça önemli meseleler aslında. Çocuklarımızın sağlıklı, zinde ve sorumluluk sahibi olmalarını istiyoruz elbette, ancak aslında onlardan beklediğimiz bu davranışlar, sağlıklı ve sorumluluk sahibi olma değerlerini temsil ediyor. Bu değerleri çocuklarımıza kazandırmayı başarırsak, onlara hayat boyu hizmet edeceklerini biliyoruz.

Ebeveynlerin ve okuyucularımın bu konuda nasıl bir çıkmazda olduklarını anlıyorum. Ancak naçizane tavsiyem oldukça basit: Denemeyi bırakın. 

Çocukların tabaklarına sağlıklı yiyecekler koyabilirsiniz, ama bu yemekleri onlara zorla yediremezsiniz. Yataklarına yatmalarını sağlayabilirsiniz, ancak onları zorla uyutamazsınız.

Onları ödüllendirmeden ya da cezalandırmadan odalarını toplamalarını sağlayamazsınız. İşte tüm bunlar yüzünden, denemeyi bırakın.

Ebeveynlere aslında her şeyi denemediklerini söyleyebilirim. Sonuçta, çocuğunuza istediğiniz şeyi yaptırmak için her zaman tatlı bir “rüşvet” sunabilir ya da nahoş bir ceza tehdidinde bulunabilirsiniz.

Ancak hiç kimsenin ceza ve ödül kısır döngüsüne girmesini tavsiye etmiyorum.

Ödüller ve cezalar, o an işe yarar gibi görünür – dondurma sözü çocuğunuzun biraz bezelye yemesini veya oyuncaklarını alma tehdidi odasını toplamasını sağlayabilir – ancak doğası gereği insan, bunların doğal sonuçlar olmadığının farkındadır; ödüllerin değerinin ve cezaların ağırlığının düzenli olarak artırılmasını bekler, aksi takdirde işlevsellikleri kaybolur.

Sorun sadece bu da değil: Çocuklarımızın uzun vadede bu yöntemden öğreneceği ders, yani motivasyonun birilerinin onayına veya reddine bağlı olduğu düşüncesi, onlar için kesinlikle istemediğimiz bir şey.

Kişisel değerler insanın içinden gelmelidir, dışarıdan biri tarafından dayatılmamalıdır. Yoksa bu itaate dönüşür ve bu çirkin, hatta tehlikeli bir özelliktir.

Çevremizde sözlü olarak kendimizi nasıl ifade edersek edelim, gerçek değerlerimizi (sahip olmayı istediğimiz değerlerin aksine) en doğru şekilde her zaman davranışlarımız ortaya koyar.

Örneğin, abur cubur tükettiğimizde kolaylığa veya lezzete sağlıklı yemekten daha çok değer verdiğimizi gösteririz. Yeterince uyumadığımız zaman işimize, hobimize ya da izlediğimiz televizyon dizilerine dinlenmekten daha çok değer verdiğimizi ortaya koyarız.

Evimizin kirlenmesine ve dağılmasına izin verdiğimizde de düzenli bir eve sahip olmaya verdiğimiz değerin başka şeylere verdiğimiz değerden daha az olduğunu göstermiş oluruz.

Gözlemlerime göre, eğer çocuğunuza bir değer öğretmek istiyorsanız, yapmasını istediğiniz şeyi ona zorla yaptırma çabanızdan vazgeçmelisiniz.

Eğer sağlıklı yemeye değer veriyorsanız, sağlıklı yemekler yiyin.

Dinlenmeye değer veriyorsanız, yeterince uyuyun.

Odanızın düzenli olmasına değer veriyorsanız, odanızı düzenli tutmaya bakın.

Çünkü, çocuklarınız zamanla sizi taklit etmeye (veya etmemeye) başlayacaklar, işin sonunda onlara bu değerleri kazandıran sizin örnek davranışlarınız olacak. Ancak bu elbette onlar hazır olduğunda gerçekleşecek.

İstediğiniz değerleri başka insanlara aşılayamazsınız, onlara ancak rol model olabilirsiniz. Aynı şey ahlaki değerler için de geçerli.

Eğitimpedia