Beyin omurilik sıvısı akıntısı ve Burun akıntısı arasındaki ilişki

0
4369
Beyin omurilik sıvısı akıntısı ve Burun akıntısı arasındaki ilişki 4

52 yaşındaki Kendra Jackson’da son iki yıldır soğuk algınlığı belirtileri görülüyordu. Jackson’ın sürekli burnu akıyordu.

“İlk başladığında alerjim olduğunu veya sadece burnumun aktığını düşündüm. Soğuk algınlığına yakalanmış gibiydim” dedi.

Şaşırtıcı gerçeği öğrenince hayatı değişti.

2.5 yıl önce trafik kazası geçiren Jackson ilerleyen zamanlarda sürekli öksürmeye, hapşırmaya ve burnu akmaya başladı. Kaza sırasında suratını çarpmıştı ve migreni giderek ağırlaşmıştı.

2015 yılında burnu sürekli akmaya başladı ve durumu ciddiye aldı.

CNN’e “Burun akıntım geçmeyince birçok doktora göründüm. Çeşitli ilaçlar yazdılar. Burnum yine de akmaya devam etti” dedi.

Sonunda bir doktor burun akıntısının gerçek nedenini buldu. Akıntı, aslında kafa tasındaki küçük boşluktan gelen beyin omurilik sıvısıydı.

Jackson, günde yarım litre sıvı kaybettiğini söyledi.

Dr. Christie Barnes, “Burun akıntısından fazlası olduğunu hemen anladık.

Sıvı örneğini alarak teste yolladık” dedi.

Beyin omurilik sıvısı, beyni ve omuriliği çevreleyen renksiz bir sıvıdır.

Sıvı, beyindeki gereksiz maddeleri temizliyor ve merkezi sinir sistemi aracılığıyla vücuda gerekli maddeleri dağıtıyor.

Dr. Barnes, “Beyin omurilik sıvısına daha sade bir söylemle beynin duş almasını sağlayan sıvı diyebiliriz. Kafatası sert ve sabit bir yapıda.

Beyin ise yumuşak bir organ. Beyni kafatasından bu sıvı koruyor. Bir nevi yastık görevi görüyor” dedi.

Jackson’ın kafatasındaki boşluktan omurilik sıvısı akıntı yapıyormuş.

Doktorlar, trafik kazasının Jackson’ın kafatasında boşluk oluşmasına neden olduğunu ve bu boşluğunun çeşitli faktörlerle zaman içinde büyüdüğünü düşünüyor.

Teşhis koyulduktan sonra Jackson’ın tedavisine başlandı.

Operasyondan bir ay sonra Jackson’ın burun akıntısı aniden geçti.

Jackson, “Artık burnum akmıyor ama başım ağrımaya devam ediyor. Öte yandan artık rahat rahat uyuyabiliyorum” dedi.

Sağlığınız hakkında endişe ediyorsanız hiç üşenmeden doktora görünmelisiniz.

Jackson, burun akıntısını dikkate almasa bugün belki de çok daha farklı bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalacaktı.

Beyin omurilik sıvısı akıntısı nadiren görüldüğünden belirtilerin bilinmesi çok önemli.

Burundan gelen şeffaf sıvı ciddiye alınmalı

Travmalar veya beyin zarında kendiliğinden oluşan hasarlara bağlı olarak burundan gelen şeffaf sıvının, Beyin Omurilik Sıvısı (BOS) akıntısı olabileceği, nezle zannedilerek tedavisi geciktirilen hastalığın menenjit dahil birçok ciddi probleme neden olduğu bildirildi.

Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayhan Öztürk, yaptığı açıklamada, BOS akıntısının genellikle tek taraflı burun akıntısı şeklinde gerçekleştiğini söyledi.

Hastaların alerjik burun akıntısı şikayetiyle kendilerine başvurduklarını ifade eden Öztürk, kişinin beyin omurilik sıvısının yapısına göre sıvının tatlı veya tuzlu olarak fark edilebileceğini belirtti.

Şeffaf beyaz bir yapısı olan beyin omurilik sıvısının asla iltihap şeklinde olmadığına dikkati çeken Öztürk, şunları kaydetti:

“Kafatası bölgemizde, buruna komşu bölgelerde bazı zayıf noktalar var. Buradaki kemik yapısının incelmesiyle hem doğuştan hem de bir şekilde sonradan bu kısımlarda açıklıklar, hasarlar görülebiliyor. Bu açıklıklar bir travma sonucu veya kendiliğinden meydana gelebilir.

Bu hastalık kadınlarda daha sık görülüyor. Kilolu kadınlarda biraz daha fazla ve daha riskli. Tansiyonu yüksek olanlarda daha fazla ortaya çıkabiliyor. Bu akıntı genellikle eğilince, namaz kılarken ya da ayakkabı bağlarken gelir.

Sabah uykudan uyandığınız zaman biriken sıvı akmaya başlar. Bu, alerjik nezleyle çok karıştırılıyor. Beyin omurilik sıvısı, biriktirilebilir seviyede olması, tadının olması nedeniyle nezleden ayrılıyor. Alerji şeffaf değildir ve belli bir kıvamı vardır.”

– Menenjit tehlikesi var

Beyin zarının mikroplardan beyni izole ettiğini anlatan Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:

“Beyin zarının bu görevi nedeniyle normalde menenjit ya da beyin apsesi gibi enfeksiyonları görmüyoruz. Ama beyin zarında bahsettiğimiz hasarlar, yırtıklar varsa, sıvı geliyorsa tehlike var demektir. Burun, dış ortamla ilişkisi nedeniyle en çok enfeksiyon olan organlardan birisi. Bu enfeksiyonlar bir şekilde suyun geldiği gibi, ters olarak beyne giderse; hastalarda beyin zarı enfeksiyonlarına (menenjit) neden oluyor. Hastalarda bir tarafın tutmaması ve ayakta aksama gibi kalıcı problemler ortaya çıkabiliyor.”

Öztürk,  travmaya bağlı oluşan zar yırtıkları için 15 günlük tedavi uygulandığını, bu yırtıkların bazen kendi kendine kapanabildiğini aktardı.

Kendiliğinden gelişen yırtıkların ise hiçbir zaman kapanmadığını vurgulayan Öztürk, “Hastanın akıntısı devam ediyorsa cerrahi müdahale gerekiyor. Hastadan alınan sıvı çeşitli analizlere tabi tutuluyor ve radyolojik incelemeler yapılıyor. İki türlü tedavi var.

Eskiden bu daha çok, kafatasının açılmasıyla, hasarlı alanın kapatılması şeklinde tedavi ediliyordu. Şimdi ise modern tekniklerle, endoskopik yöntemle burun içini kullanarak, dışarıdan herhangi bir kesi yapmadan hasarlı alanları kapatabiliyoruz. Kapandıktan sonra bahsettiğimiz riskler ortadan kalkıyor” ifadelerini kullandı.

Öztürk, beyin zarında oluşan açıklıkları ameliyatla kapatmada yüzde 90’ın üzerinde başarının söz konusu olduğunu sözlerine ekledi.

Ayrıca bu video da sizler için faydalı olabilir:

Beyin Omurilik Sıvı Akıntısı Hakkında Tecrübeler ve Tavsiyeler

Paylaşarak arkadaşlarınızın da bilinçlenmesini sağlayabilirsiniz.