Babanın varlığı, çocuğun ruhuna hissetirilmeli


Çocuklar için araba, yazlık,ev almalı derken, okulları için para biriktirmeli derken, en önemli dönemlerinde çocuklarla kurulması gereken iletişim yerine getirilmiyor.

“Baba, sıcacık bir duygu ile çocuğunun içine kendini bırakabilmeli.”

“Çocuk, babanın ruhunun, kendi ruhu içerisindeki varlığından keyif alabilmeli.”

İşten akşam saat 6.00 da gelen bir baba, çocuğuyla yatıncaya kadar içli dışlı, duygu dünyasından duygu dünyasına dokunur gibi, varlığını çocuğun ruhuna hissettirecek vaziyette olmalıdır.

Bir baba, çocukları evde kendisini beklerken sokaklarda gezinmemeli, kahvede vakit geçirmemeli, parkta arkadaşlarıyla sohbet etmemeli.

Babanın birinci vazifesi arkadaşlarıyla sağda solda çay içerken vakit geçirmek değil ki!

Bu aslında, çocuğun damarlarına koyulacak olan babalık duygusunun ve güveninin ihmal edildiği durumdur.

Kız çocukları babalarını yeterince hissedemiyorlarsa, ileride baba duygusundan eksik kalan yanlarını erkek arkadaşlarda arıyor.

Bir de bakılıyor ki ipin ucu çoktan kaçmış.

Karşılıklı oturup ‘’kızım sen ne yapıyorsun’’ denildiğinde kız hıçkırıklarla ağlıyor.

Aradığının aslında erkek arkadaş olmadığı, “ babasının sevgisini aradığı” yıllar sonra fark ediliyor.

Yaptığımız görüşmelerde kız çocuklarında bu probleme sıklıkla rastlıyoruz.

Erkek çocukları ise arkadaşıyla oynamasını beceremiyor.

Kavga ediyor, anlamıyor, küsüyor, barışamıyor, şikayet ediyor, okuldan başka bir dert ile geliyor…Anne-baba dert dinlemekten bıkıyor.

Ama acaba,

“Çocuk evde erkek modelini görüyor mu?”

”Evin içerisinde vücut dilini babadan alıyor mu?”

Babanın eve girerken ayakkabılarını çıkartışı, rafa koyuşu, evin içerisinde asaletle yürüyüşü, anneyle selamlaşması, çocukları kucağına alışı, koltuğa oturuşu, annenin sofrayı hazırlaması, sofraya ailecek oturulması, sofrada yapılan sohbet ile çocuklar evin içerisinde babanın varlığını hissediyor mu?

Çocuk; erkeklikten, babalıktan, aile içerisini idare etmekten haberdar değilse, bu yeteneklerini geliştiremeden sonraki yaşantısına adım atıyor.

Çocuk; çocukluk yıllarında iletişim kurma kabiliyetini kazanıyorsa, kendisiyle, çevresiyle, ailesiyle, arkadaşlarıyla rahatlıkla iletişim kurabilecek özelliğe sahip oluyorsa, medeni bir insan oluyor.

Televizyonun karşısına koyulduysa, iki kelime hasbihal etmeden, baba duygusundan, babanın saçlarını okşamasından mahrumsa, konu komşuyla sohbet edildiği gibi çocukla sohbet edilmiyorsa, çocuk iletişim kabiliyetini geliştiremez ve tabi ki çocuk sokağa çıktığında: arkadaşıyla kavga eder, konuşmayı bilemez, vücut dilini kullanamaz, sesini kullanamaz…

 

Pedagog Adem Güneş


Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

Ad Blocker Detected!

Advertisements fund this website. Please disable your adblocking software or whitelist our website.
Thank You!

Send this to a friend