Asmalar ağlar

Asmalar ağlar.

Çocukken görmüştüm ilk kez.

Bir cenazeye gitmiştik, arkadaşımın dedesi vefat etmişti, bahçelerindeki asmadan damla damla göz yaşları akıyordu.

‘Asma ağleyee bak, bıdamışlar hayvancaazı’ dedi biri dua eder gibi fısıltıyla.

Sonra ben gidip asmanın yanına oturdum.

Büyüyünce üzüm bağlarına gittiğim günler oldu.

Üzümünü isterken ‘sen de ağladın mı’ diye sorduğum, bir asma dalıyla bakıştığım, sevdiğim çok oldu.

Her budanan asma ağlamıyormuş bunu öğrendiğim bir gün oldu sonra.

Sordum, ağlayanla ağlamayan arasında fark olmuyormuş, ikisi de büyüyor, ağlayıp ağlamaması verdikleri meyveyi etkilemiyormuş.

Bunu da öğrendim.

‘Ama’ dedi İzmir’de bir teyze, ‘Ağlayan asmanın suları çok şifalı insana…’

Hııııı dedim sonra demek, birinin gözyaşı başka birine şifa olabiliyor icabında.

Bu fotoğrafı buldum az önce, yazdan kalmış, asma ağlamış mı bilmem, ama ben gülmüşüm…

Öyle olmuş.

Asmayla arkadaş olmuşuz.

Bahçemizin duvarı burası.

Arkadaşımla komşuyuz aynı zamanda.

Dün yürüyüş yaparken Tuna komşunun köpeğinden bahsetti.

‘Bizim onunla aramızda bir dostluk var anne, benimle farklı iletişim kuruyor. Gerçi ben böceklerle, ağaçlarla da dostluk kurabiliyorum’ dedi.

Erken anlamış.

Ne güzel ki erken anlamış…

Siz daha dost arayın…

Şermin Yaşar