Anaokulu çocuğu anneden niçin ayrılamaz?


Çeşitli sebeplerden dolayı bazı çocuklar anneden ayrılma güçlüğü yaşayabiliyor.

Bunun en canlı ve en keskin örneğini ana okuluna başlayan çocuklarda görebiliyoruz.

Bunun dışında çocuk, annesiyle birlikte gittiği ortamlarda, misafirliklerde de annesine adeta “bağımlı” olmuş halini yansıtabiliyor.

Böylesi bir hal hem anne için hem de çocuk için gerçekten bir yüktür.

Anne ev ve mutfak işlerini, kendi özel ihtiyaçlarını, konu komşu ile sohbetini gerektiği şekilde yapamazken çocuk da gelişim döneminin gerekli kazanımlarından mahrum kalmaktadır.

Söz gelimi;

Sosyalleşme, kendi başına iş yapma, sorumluluk alma, kendine güven gelişmesi gibi bir çok gelişimsel edinimden yoksun kalmaktadır. Bu tür kayıplar bir çocuk için en ağır sorunlar ve sıkıntılar oluşturmaktadır. Bunların bildik en çekilmez olanı da çocuğun ana okuluna başladığında gün yüzüne çıkmaktadır.

O dönemde çocuk, istemesine rağmen;

Ana okulundaki arkadaşları ile uyum sağlayamıyor.

Onlarla oyunlar oynayamıyor.

Eğitmeni ile kaynaşamıyor.

Oyuncaklarla dolu olan ve etkinliklerle geçen cıvıltılı ortama ayak uyduramıyor. Zira onun temel derdi annesinden ayrı kalması ve buna kısa sürede alışamaması. Annesinin yanında yöresinde olmaması, annesini görememesi onun, böylesine çekici gelen hoş bir ortamda hoşça vakit geçirmesini engelliyor.

İşte, anneden ziyade özellikle çocuğa çok acı veren böyle bir anne-çocuk ya da çocuk-anne bağımlılığının sebeplerini bilmeden, kaynağından haberdar olmadan, her iki insana ruhsal açıdan acı çektiren bu sorunu çözmek zordur. Ki bu durumun her aile açısından birçok farklı sebebi vardır.

Bunun yanı sıra, hemen her aile için geçerli olabilen bazı “ortak” sebepler ise her zaman olabilmektedir.

Bizler burada ve bu konuda bilinen, tahmin edilen belli başlı bazı sebeplere kısaca değinmek istiyoruz.

Şöyle ki;

1. Bunlardan biri ve en önemlisi, bebekliğin ilerleyen aylarında ve yaklaşık ilk iki veya üç yaşlarına kadar annenin çocuğu ile, “ce-eee” diye söz edebileceğimiz saniyeler sürecek hafif gizlenme ve saklanma alıştırmaları yapmaması. Bunu, her geçen ay için zaman aralığını hafifçe artırarak uygulamaması.

2. İki buçuk-üç yaşlarından itibaren evde, dış alanlarda çocukla, zamanı azdan çoğa biraz daha uzatarak bolca “saklambaç” oyunu oynamayı ihmal etmesi de bir diğer önemli sebeptir.

3. Çocuğun anneye alışmaması adına, yani bağımlı olmaması adına, henüz zamanı gelmeden çocuğun yatağının ve odasının ayrılmış olması. Bu, çocuklarda anne ayrılığı korkusu oluşturan en güçlü sebeplerden biridir. Ve tabi ki çocuğun anneye bağımlı hale gelmesini de.

4. Gerek erkenden odasının ayrılması ve gerekse çocuğun, gereken süre kadar annesiyle birlikte olmasına rağmen, annesinin bazı sert tavır ve davranışları yüzünden anneye “doyamaması” da bir başka nedendir. Bu, annenin çocuğa sert davranmıyor olsa bile ortaya çıkabilen bir durumdur. Çünkü annenin çok hızlı, aşırı titiz ve mükemmeliyetçi olmasıyla bağlantılı olabileceği gibi, annenin diğer büyük çocuklarına, eşine karşı sert davranmasından da olabilir. Bu durumdan ürken çocuk, anneyle sağlıklı bağ kuramaz. Anneye dolayamaz.

5. Annenin, üç dört yaşlarındaki çocuğunu, bilinçli ve haberli olarak zaman zaman 5- 10-15-20 dakika gibi aralıklarla ki yaşına göre, yalnız bırakmak için komşuya gitme, dışarıda kısa bir iş görme gibi onu yalnızlığa alıştırma antrenmanları yapmayı ihmal etmesi de, çocuğun yalnızlığa alışmasını engelleyen bir diğer sebeptir.

6. Bazen de çocuğun bu hali, annesinin çocuğa bağımlı olmasından kaynaklanmaktadır. İlk çocuk olma, tek çocuk olma, geç yaşlarda sahip olunan bir çocuk olma gibi bir takım ciddi nedenleri olan annenin bu durumunu, gerekiyorsa bir uzman yardımı alarak düzeltmesi gerekir. Zira diğer şartlar normal olsa bile, sadece bu konu dahi sözünü ettiğimiz okul şikayetlerine sebep olabilir.

Bütün buna benzer uygulamalar, çocuğun gelişimine göre azdan çoğa, küçükten büyüğe doğru artan zaman periyotları şeklinde ve de sık sık, planlı ve amaçlı olarak yapılmadığı takdirde çocuk, annesinden “bir süre” ayrı kalmasının kötü bir şey olmadığını içselleştiremez.

Dolayısıyla çocuk, ana okulundan başlayarak ilkokula alışmada da çeşitli seviyede sorunlar yaşatabilir.

Dr. Yaşar Kuru

————–


Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

Ad Blocker Detected!

Advertisements fund this website. Please disable your adblocking software or whitelist our website.
Thank You!

Send this to a friend