Acaba Eş Seçiminde Bu Kadar Düşünmüş müydük?

Acaba Eş Seçiminde Bu Kadar Düşünmüş müydük?


0

Çok da tarih öncesine dayanmayan bizim zamanımızda, en iyi ilkokul oturduğumuz semtteki, tabiri caizse “mahallenin okuluydu”. Kapının önünde saklambaç oynadığımız bilimum çocukla birlikte gider, gelir, gül gibi geçinirdik.

çocuk için okul seçimi ile ilgili görsel sonucu

Yaklaşık 7 yaş civarında ebeveynler hiç akıl yürütmeden, araştırma yapmadan çocuklarının bir fotoğrafını ve nüfus cüzdanı fotokipisini alıp, kayıt işlemlerini tamamlamaya gittiler. Hem çocuğun, hem annenin hem de babanın kafası rahattı.

Zaten fazla alternatif olmadığından ellerindeki imkanların en iyisini seçmiş olmanın verdiği gururla, yıllar su gibi akıp geçti. Bu rehavet hali nedense bende yok. Büyük kızım yaklaşık 5 yaşında. Gideceği ana sınıfı ve sonrasında devam edeceği muhtemel okulun kayıt tarihine, az bir zaman kaldı.

Ancak gelin görün ki, benim ve kızımla yaşıt çocukları olan annelerin kafası, genel olarak karışık. Mahalle okulu kavramı biteli yıllar oldu, seçenek dolu. Elinizi çarpsanız özel okula çarpması bir yana, hepsi kendi alanlarında müthiş iddialı. İyi ama bizim için en iyi okul hangisi?

“En iyi okul” bu ifadeye bayılıyorum. İşte bu bizim nesilde ortaya çıkan bir hırsın uzantısı. Çocuğun en mutlu olacağı, eve en rahat ulaşacağı ya da binası yeni ve güvenli olanı değil. En iyi okul işte anlayın. Kime göre, neye göre en iyi olduğu muamma. Ya da bizim çocuğumuz bu en iyiye uygun mu, onu da bilen yok.

Ama biz, anne ve babalar niyetliyiz, en iyiyi bulacağız. Üstelik bu en iyiyi bulma işlemi, bizi ne kadar yorar ne kadar bezdirirse, o kadar iyisine ulaşacağımıza inanmışız. Okul seçimi değil Çin işkencesi.

Dahası evlenirken bu kadar düşünmüş müydük, en iyi eş adayı başlığı peşinde bu kadar vakit harcamış mıydık, emin değilim. Kaldı ki mantığın bu kadar devrede olduğu bir karar gerçekten en iyiyi mi getirir onda da kararsızım.

Yaşam Başarısı mı Okul Başarısı mı?

Bilhassa dershanelerin liseye dönüştürülmesinden sonra özel okulların arasındaki rekabet iyice kızıştı. Beş yaşındaki çocukların haftaiçi etüde kaldığını bile duydum. Neyi tekrar ediyorlar, saklambaçı mı diyeceksiniz? Ben de saklambaçı kim kaybetmiş ki, onlar bulsun diye cevaplayacağım.

Bir çok okul, beş yaşında okuma yazmayı öğretiyor. İlkokul birinci sınıfa, dört işlemle müşerref olarak başlıyorlar.  Rekabeti siz düşünün.

Hani en azından bu rekabete çocuklar dahil edilmeseydi iyiydi diyeceksiniz. Sorun şu ki, çocukları bu kazanın içine kendi ellerimizle atıyoruz. Çünkü farkında olmadan bu azılı rekabete önce biz ebeveynler dahil oluyoruz.

“Hepimiz dişimizi, tırnağımıza katıyoruz, çalışıyoruz, çocuklarımız için en iyisini istiyoruz, neden bizimki en iyisi olmasın?” diyoruz. Tamam da en iyisi ne? En iyi matematik sorusu çözebilen çocuk, en iyi çocuk mudur?

Ya da en ileri seviyede yabancı dile hakim olan çocuk mükemmel midir? İşte bu noktada aklıma, Doğan Cüceloğlu’nun çok beğendiğim kitaplarından birisi olan Başarıya Götüren Aile’de sıkça dile getirdiği; “yaşam başarısı mı yoksa okul başarısı mı?” sorusu aklıma geliyor.

Zamanında bizim gittiğimiz okullarda kimse rakamlarla, belgelerle, son sınıfta elde edebileceğimiz fizik netlerini söylemedi. O okuldan mezun olunca, girilecek muhtemel üniversitelerden bahsetmedi. Ama gelin görün ki, mutluyduk. Belki de en çok da belirsizlikler bizi mutlu etti.

Ne olacağımızı ya da ne olamayacağımızı bilemediğimiz için, kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz gibi eğlenceli bir misyon edindik. Standartlar yoktu. İsteyen istediğini oldu. Kayıt sırasında verilen bir söz olmadığı gibi, diploma alınırken kimse kimseden hesap da sormadı.

Sizi bilmem ama ben her şeyden önce çocuğumun mutlu olmasını istiyorum. Ara ara kendimi bu rekabetin içine fena kaptırıyorum ama sonra, 15 yıl sonra gideceği üniversite hakkında konuştuğum kızıma bakıyorum ve kenarda oturmuş evcilik oynadığını ya da minicik elleriyle 60 parçalık puzzle çözdüğünü görüyorum.

Ben, onun hayatının, en sevdiği parçaları birleştirerek oluşturduğu bir puzzledan ibaret olmasını istiyorum. Yaşam başarısı yüksek, yüzü gülen, huzurlu bir yetişkin olduğunu hayal ediyorum.

Dicle Keskinoğlu

———————————–


Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

0

Comments

Yorum