Çocukluk yaraları hiç geçmez…

6-7 yaşındayken mahallemin çocukları beni hiçbir zaman sevmediler. Neden bilmiyorum aralarına almaz, benimle oyun oynamazlardı.

Bir gün babamın yeni aldığı kırmızı lastik topumla duvara karşı oynamaktan sıkılıp yanlarına gitmeye karar verdim.

Topa güveniyorum tabi. Topla oynama bahanesiyle aralarına karışır, ben de oynarım diye düşünüyorum.

Tabii öyle olmadı.

Onlar çocuk ben çocuk, birbirimizi itip tükürdükten sonra kaldırıma oturup onları izlemeye başladım.

Top bacaklarımın arasında öylece izliyorum

Bir süre sonra çocuklardan birinin annesi cama çıktı.

Kek mi kurabiye mi tam olarak bilmiyorum, sokaktaki çocuklara tek tek verdi.

Kadın beni de gördü ama pas geçti. Çocukluk işte, çok canım istemişti.

Eve gideyim annemden isteyeyim, o bana yapar düşüncesi ile koltuk altında top eve gittim ama kapıyı çalıyorum açan yok.

Sırtım kapıya dayalı sessiz sessiz ağlamaktan yoruluncaya kadar öylece durdum.

O gün bugündür nerde bir kurabiye görsem burnumun direği sızlar…

-Alıntıdır