Çocuk daha doğduğu andan itibaren bir insan


Birçok ebeveyn, çocuklarının sorumluluklarını öylesine üstlenirler ki neredeyse onları sahiplenmişlerdir.

Onların yemesini, içmesini, uyumasını kendilerinin düzene koyacaklarına inanırlar.

Ancak ebeveynlik bir çizgiye kadardır.

O çizginin ötesine geçmek çocuğun gelişimine zarar verir.

Çünkü insanı mükemmel surette yaratan Allah, onun gelişim çizgisini de kendisi tayin etmiştir.

Çocukların edindiği birçok yeteneğin ebeveyn ile ilgisi yoktur.

Çocuğun bebeklikten başlayarak yetişkinliğe kadar devam eden gelişim sürecinde ebeveynlerinden bağımsız bir plan, program ve düzen vardır.

Çocuklarıyla problem yaşayan birçok ebeveyn işte bu düzene uygun hareket etmeyen ebeveynlerdir.

Örneğin;

Hangi ebeveyn çocuğuna yürümeyi kendi öğrettiğini iddia edebilir?

Hangi ebeveyn “Çocuğuma konuşmayı ben öğrettim.” diyebilir ki?

Bunun gibi bir çocuk sevindiği zaman gülmeyi, üzüldüğü zaman ağlamayı anne ve babasından öğrenmiyor.

Belki gülme “şeklini” anne babadan görüyor ve anne babası gibi gülüp ağlıyor ama bu duyguların içsel zemini anne ya da baba ile ilgili değil.

Bu insan olmaktan kaynaklanan hazırbulunuşluluktur ve tüm bunlar doğumdan ölüme kadar her dönemde vakti geldiğinde uyanmak üzere uyutulmuş insan halleridir.

Örneğin, ergenlik dönemine kadar uyuyan bir hal, karşı cinse karşı ilgidir.

Çocuğun bu duygusunu anne-baba uyandırmıyor.

İşte bütün bunlar çocuğun korunmuş ve dokunulmaz olan ruhunun halleridir.

Bu açıdan bakıldığında çocuk daha doğduğu andan itibaren bir insan.

Bu insanın anne karnından başlayan bir “ruhsal yapılanması” var.

Bir ebeveynin yapacağı tek şey, bu kusursuz yapının işleyişini bozmamak ve çocuğa uyum sağlamaktır.

Çocuğu kendine uyum sağlaması için zorlamak değil, ruhunun gücünü kullanabilmesi için ona zemin hazırlamaktır.

 

Adem Güneş

———


Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

Ad Blocker Detected!

Advertisements fund this website. Please disable your adblocking software or whitelist our website.
Thank You!

Send this to a friend