Gamze Elibol: “Her engelli çocuğun oynayabileceği bir oyun vardır.”

Hepimiz engelli adayıyız. Ama sadece vüdumuzdaki olası engelleri değil, kalbimizdekileri de kaldırmak için kulak vermeliyiz Gamze Elibol’a…

Gamze Elibol, cesur, üretken ve pozitif bir kadın; yanlış bir iğne ile başlayan ve sonrasında hastanelerde devam eden hikayesinde daha birçok zorlukla karşılaşmış.

Her şeye rağmen, aslında birçoğumuzun başvuracağı gibi kendisini eve kapatmak, hayata küsmek bir yana, asla bitmeyen pozitif enerjisi ve yardımseverliği ile ülkemizin dört bir yanından birçok çocuğa umut oluyor.

Engelli çocukların hayatlarını güzelleştirecek tatlı projeleriyle, herkese kendi bütçesinden ayırabileceği miktarlarla, bu çocuklara ulaşma ve yardım etme şansı yaratıyor. Örneğin bir tekerlekli sandalyenin sadece 600 TL olduğunu biliyor muydunuz?

Peki ya bir çocuğun hayatını ne kadar değiştirebildiğini? Ben, Gamze Hanım’dan öğrendim…Kuşkusuz, dünyamızın daha çok Gamze Elibol’a ihtiyacı var…

1.Siz doğuştan bir engele sahip değilsiniz, bu süreci çok ciddi bir şekilde yaşayarak büyüdünüz. Öncelikle sizin sürecinizden biraz bizlere bahseder misiniz?

İstanbul, Küçükçekmece’nin parkı olmayan sokaklarında geçti çocukluğum. Sonradan engelli kalışım benim hatırlayabildiğim bir dönem değil; çünkü yaşım henüz 1.5 ve pek çok şey hatırımda değil. Hastane dönemim yaklaşık 6 yıla dayanıyor.

6 yıl boyunca çeşitli operasyonlar geçirdim. Özellikle olduğum son ameliyatımda koltuk altımdan ayak bileklerime kadar alçı içerisinde olmam en unutamadığım hastane dönemimdir. Çapa Tıp Fakültesi’nin hastane koridorlarında geçen uzun bir süreçti bu.

Hastanede haftasonlarını iple çekerken yoğun bir ziyaretçi akını, gelen oyuncaklar, balonlarım ve 80’li yılların unutulmaz gramafon çiçekleri odamı süslerdi. Özellikle babamın gelişi, ona olan özlemimi gidermek için bize verilen yarım saatlik süre içerisinde maalesef yeterli olmuyordu.

2. Çocukken en zorlandığınız dönem, en zorlandığınız aşama hangisi oldu? Çocuklar çok acımasız oluyorlar bu tarz konularda, bu süreci özellikle okulda nasıl atlattınız? Çocuklarımızı, engelli arkadaşlarına karşı nasıl doğru davranmaya teşvik edebiliriz sizce?

Çocukluk dönemimde her engellinin yaşadığı gibi, en zorlandığım nokta yine oyun parkları ve okul sürecim oldu. Çocukluğumun geçtiği 90’lı yıllarda sanki hiç engel yaşamıyormuş gibi, ülkemizde hiç engelli yokmuş gibi uygun olmayan parklar ve bahçeler yapılmıştı, kaldırımlardan hiç söz etmiyorum bile.

Engelli bir çocuğa sahip olan annenin çocuğu ile birlikte bir parkta eğlenmesi neredeyse imkansızdı. Ama ben buna çok aldırış etmedim; arkadaşlarım ile beraber kurduğumuz oyun düzeni ile engeller hayatımızda yok olmuştu. Sek sek, ip atlama, saklambaç gibi oyunları arkadaşlarımla defalarca oynadım. Peki ama nasıl ?

Bahçemizde dar uzun duvarları, yüksek bir yürüyüş yolu vardı. Sağ ve sol duvarlara tutunup ip atlıyor, sek sek oynuyordum. Arkadaşlarım buna hiç aldırış etmiyordu, ama aileler yani büyükler sanki atomu parçalıyormuşuz gibi hayretler içerisinde bizi izliyorlardı.

Aslında çocuklar bizim bildiğimizden daha vicdanlı ve merhametliler. En önemlisi arkadaşlıklarımızın arasında engel yoktu.

Sen yapamazsın, sen engellisin

Ama okul dönemimde hayatımda hiç unutamayacağım günlerin, hatta yılların olduğunu söyleyebilirim. İlkokul öğretmenim psikolojisi bozuk, kendi öz çocuğuna bile kötü davranan, neredeyse hiç bir çocuğu sevmeyen bir anne ve eğitimciydi.

Sürekli “Sen yapamazsın, sen engellisin, bunu da mı başaramadın, yine mi Gamze?!” şeklinde konuşurdu. En kötüsü öğrenci Gamze.5 yıl boyunca bu kelimeleri kendisinden neredeyse her gün duymak zorunda kaldı. Acı ama gerçek buydu.

Bir belediyede çalışan temizlik görevlisi babanın kız çocuğuyum (çöpçü bir adamın kızıyım). Her yıl olduğu gibi yerli malı haftası geldiğinde herkese listeler verilirdi, öğretmenim her yıl olduğu gibi yine benim çöp getirmemi isterdi ve bütün sınıfla birlikte hep birlikte gülerdik.

Ama bir sabah ben daha çok güldüm, öğretmenimin çığlığını koridordan duyduğumda anladım ki o çok ısrarla benden istediği çöpleri masasında bulmuştu 🙂

Şimdi ne kadar çılgın bir kadınsam çocukluğumda da bir o kadar çılgın ve macera doluydum. Bunun için tüm arkadaşlarıma ve sürekli beni eleştirmekten kaçınmayan öğretmenime teşekkür ederim.

Çocuklarımıza iyi bir arkadaş olurken bedenine dış görünüşüne aldırmadan arkadaşlık etmelerine teşvik etmeli, her engelli arkadaşının muhakkak oynayabileceği bir oyun olduğunu ve o oyunu kendisinin bulması gerektiğini söylemeliyiz.

 

3. Yardım çalışmalarına ne zaman başladınız? Sizi bu çalışmalara başlatan özellikle itici bir güç ya da bir olay yaşadınız mı?

Eylül ayı itibari ile tam 17 yılım doldu.17 yıl önce TEKSEM’i (Türkiye Engelsizler Kültür Sanat Ve Eğitim Merkezi ) kurdum.

Bu merkezde sahne sanatlarını icra ederken geliri ile 121 engelli kız öğrencinin eğitim, sağlık ve diğer ihtiyaçlarını karşılıyoruz.1 yıl önce kurduğumuz ENGELSİZ AMAZONLAR platformu ile el sanatlarını icra ediyoruz.

Bu platformun amacı engelli ve engelli çocuğa sahip olan kadınların üretmiş olduğu ürünleri satışa sunarak gelir elde etmektir. Bu gelirler ile yine engelli çocukların eğitim ve sağlık harcamaları için fon oluşturulmaktadır.

Beni yardım kampanyaların iten en önemli şey; fizik tedavilerim, ameliyatlarım ve medikal cihazlarımı karşılamak için sevgili babamın pazar günleri de dahil çalışmasıydı.Çünkü pazar günleri babasız olan sabah kahvaltıları çok tatsızdır.

Çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamak, ailelere yardım ederek onların yanlarında olmak, bizim ve tüm insanlığın görevidir. Hedefim; kız çocukları babaları ile birlikte pazar kahvaltılarını etsinler. Zor koşullardan geçen bir engelli olarak, şimdi engelli çocuklarımın yanında UMUT ablaları olmak benim en büyük görevim.

4. Bugün ülkemizde yaşayan engelliler için eğitim ve sağlık alanında neler yapılabilir? Biz vatandaşlar olarak neler yapabiliriz? Yurt dışındaki uygulamalardan beğendikleriniz, ülkemizde de uygulansa dedikleriniz var mıdır?

Sağlık alanında engelli raporu alabilmek daha kolay hale getirilmeli; bu raporları alabilmek için hala çok fazla uğraşıyoruz. Eğitim alanı çok büyük sorun teşkil ediyor, engelli çocuklarımızı kaynaştırma sınıflarında eğitim görmesini istemeyen okullarımız ve velilerimiz var maalesef.

Okulların engellilere uygun olmayışı ve asansör olmaması, engelli tuvaletlerinin yetersiz kalması, okullardaki oyun parklarının engelliye uygun olmaması bunlar başlıca büyük sorunlarımız. Engelleri kaldırmaya okullardan başlamamız lazım!

Öncelikle velilerin, engelli çocukları kendi çocukları yerine koyarak daha düşünceli olması gerekiyor. Bir çocuğun görmemesi veya aksaması, algılama yeteneğinin az olması o çocuğun suçu değildir ve bunun bilinmesi gerekmektedir.

Bu yüzden veliler ve vatandaşlar olarak bizlerin, engelli çocukların da okuma hakkı olduğunu hergün hatırlamamız gerekmektedir. Sadece şunu söylemek istiyorum, engelli olduğu için güzel sanatlar üniversitelerinde okuyamayan, tiyatro bölümüne alınmayan binlerce engelli olduğunu biliyormusunuz?

İşte ülkemizde olması gereken ilk eğitim seçeneği bu diye düşünüyorum. Sanatımızı icra edebileceğimiz okullar ve üniversiteler istiyoruz.

5. Bizlere Teksem’den bahseder misiniz? Şu an yürüttüğünüz kampanyalar var mı? Özellikle Ekim kampanyanızı merak ediyoruz.( İnsanların bu kampanyalara ilgisinden de bahseder misiniz?

Teksem’in Ekim ayı kampanyası çok özel. Yıllardır destek verdiğimiz,yanında olmaktan mutluluk duyduğumuz bir çocuğumuz var. Adı MUSTAFA KEMAL ÇELİK. Mustafa Kemal’in kök hücresi tedavisi görebilmesi için 160 bin TL gibi bir paraya ihtiyacı var.

Bu ihtiyacı ile kök hücresi tedavisi görecek. Serepral palsili olan Mustafa Kemal yürüyecek, konuşacak ve en önemlisi yemek yerken yutkunabilecek.

Valilik onaylı kampanyamıza herkesin destek vermesini ümit ediyorum. Çok kısa bir sürede yeterli olan miktarın toparlanmısını diliyorum.

6. Size katılmak isteyen insanlar size hangi link ve hesaplardan ulaşabilirler?

Bize ulaşmak isteyen kişiler öncelikle ;

www.teksem.net

Detaylı bilgi için : 0216 424 18 33 telefon numaralarından bize ulaşabilirler.

——————————-

Send this to a friend